Basına ve Kamuoyuna
Bu yıl 1 Mayıs, onlarca senelik zorunlu bir aranın ardından yeniden Taksim'de kutlandı. Farklı siyasal, kültürel, dinsel, etnik köken, cinsiyet ve cinsel yönelimlerden yüz binlerce kişi Taksim'de bir araya geldi. 1 Mayıs Marşı, ilk kez Türkçenin yanı sıra Kürtçe, Ermenice ve Lazca olarak da söylendi.
Barış İçin Sanat Girişimi (BİSG) kutlamalara “Barışalım Yeter!” pankartı altında katıldı. BİSG katılımcısı bazı sanatçı arkadaşlarımız 1 Mayıs Korosunda yer aldı. Teknik yetersizlikten dolayı, sesleri alanda yeteri kadar duyurulmasa da, 1 Mayıs'ın çok dilli ve çok kültürlü bir biçimde kutlanmasına katkıda bulundu.
BİSG barışın ülkemizin tüm halklarının zenginliklerini yansıtan çok dilli, kültürel çoğulcu bir anlayış üzerinde yükselebileceğine inanıyor; tüm etkinliklerini, basılı malzemelerini bu anlayış çerçevesinde kurgulamaya çalışıyor. Doğrudan bir BİSG etkinliği olmayan 1 Mayıs korosuna katılan BİSG mensubu sanatçılar da koronun hazırlık sürecinde bu anlayışı hayata geçirmeye çalışmışlardı.
Bu yazıyla bu süreçte karşılaştığımız bazı zorlukları kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duyduk.
Bazı sendikalar 1 Mayıs marşının Kürtçe ve Ermenice söylenmesine hazırlık süreçlerinden başlayıp 1 Mayıs gününe kadar muhalefet etmişlerdir, bu muhalefeti anlamak güç. Sendikaların bu konudaki “politik” tutum farklılıklarını görüşlerini net olarak kamuoyu ile paylaşarak değil de, sanatçıları soruna ortak etmeye çalışarak ya da sanatçılar üzerinden gündeme getirmeleri ise ayrı bir eleştiri konusu. Eğer 1 Mayıs sahnesinde 1 Mayıs marşının Kürtçe ve Ermenice söylenmesine muhalefet etmelerinin tutarlı bir gerekçesi var ise, bu gerekçeyi alandaki binlerce Kürt ve Ermeni emekçilerine açıklamaları beklenirdi.
1 Mayıs bayramı işçi ve emekçilerin, aynı zamanda türlü ayrımcılıklarla karşı karşıya kalan farklı etnik, dinsel köken ve cinsel yönelimlerden yurttaşların, hepimizin bayramı. Ülkemizin bütün ötekilerinin 1 Mayıs 2010'da Taksim'de buluşmaları da bu yüzden bir tesadüf değil. 1 Mayıs siyasi, kültürel, dinsel, etnik, cinsel farklılıklarıyla bir arada demokratik, eşit, barışçı ve özgür bir ülkede yaşama iradesini alana yansıtmak isteyen yüz binlerce yurttaşın toplanma vesilesiyken, 1 Mayıs marşının Kürtçe, Ermenice ve Lazca söylenmesine izin verilmemesi çok büyük bir yanlış, büyük bir geri adım olurdu. Son dakikada da olsa bu yanlıştan dönülmesi mutluluk vericidir.
Ülkemizin barışı erteleyeceği başka baharı kalmadı. Çok dilli, çok kültürlü, demokratik, eşit, özgürlükçü bir tutum almayı ertelediğimiz her seferinde barışı bir kez daha ötelediğimizi unutmamalıyız.
Beklentimiz demokrasi mücadelesinin önemli sacayaklarından birisi olan sendikaların, önümüzdeki yıllarda 1 Mayıs marşının çok dilli söylenmesiyle yetinmeyip, alanda tüm dillerimizin özgürce ses verebilmesini sağlamaları yönündedir.
Saygılarımızla
Barış İçin Sanat Girişimi
|